16 yaşında hiç ağlamamış, 29 yaşında yükün ağırlaştığını fark etmiş
Anne babası 16 yaşındayken ayrılmış biri, 29 yaşına geldiğinde geriye dönüp bakmış ve bu yükün yıllar geçtikçe hafiflemediğini, aksine omuzlarına daha çok bindiğini yazmış. Ona göre bu, “yıllar geçtikçe iyileşmeyen” bir yükmüş. O dönemde hiç ağlamamış, üzüldüğünü bile hissetmemiş: “o zamanlar hiç ağlamadım hatta üzüntü bile duymadım” diyor. Olanı olması gereken bir şey olarak kabullenmiş; olması gereken oymuş, o da olmuş. Bugün ise tablo tersine dönmüş. 16 yaşındaki halinin şimdiki halinden daha güçlü olduğunu düşünüyor ve bunun nasıl olduğunu kendine soruyor. Otobüs durağında beklerken bile gözlerinin dolduğu oluyormuş. Bir evliliğin nasıl olmaması gerektiğini görmenin, nasıl olması gerektiğini öğretmediğini söylüyor. Arkadaşlarının çoğu evlenmiş, kimi çocuk sahibi olmuş. Kendisi ise “ben ise hâlâ nasıl sevmem gerektiğini öğrenemedim” diye yazıyor; sevgisini göstermeyi de bilmediğini düşünüyor. Bu boşluğun kökünü de anlatıyor: “annemin sevgisi dışında hiç sevgi olmadı hayatımda.” Başkaları tarafından sevildiğini pek hissetmemiş. Gençliğinde mutlu bir yuva kurma, sevip sevilme hayaliyle yaşamış. Bugün o hayalin yerinde “kocaman bir enkaz” durduğunu söylüyor. Tek çocuk olmanın da ayrı bir konu olduğunu, ona başka zaman değineceğini eklemiş. #boşanma #ergenlik #sevgi #yuva