Avukatsız, 4 dakikalık bir duruşma: “En iyi arkadaşımı kaybettim”
On yıllık evliliği “çat diye” biten bir baba, 2025 yazında hâlâ şokta olduğunu yazmış. Aslında ilk deneme 2021'deymiş. O zaman oğulları dört yaşındaymış; avukat tutmamışlar, protokolü ve dilekçeyi kendisi hazırlamış. Ama mahkemede eşi boşanmak istemediğini söylemiş. Bunu hiç beklemediği için o an “ağzım açık kalmıştı” diye anlatıyor. Hâkim evlilik terapisi önermiş ve süreç orada durmuş. Sonraki yıllarda hayat normal akıyormuş, en azından o öyle sanıyormuş. Bu kez temmuz başında sıradan bir tartışma büyümüş. Oğlundan ayrı kalma düşüncesi onu yıkmış, evliliği için savaşması gerektiğine inanmış. İki haftadan fazla direnmiş, eşine 15-20 kez “emin misin” diye sormuş; cevap değişmemiş. Sonunda evden çıkmış. Birkaç gün içinde bilgisayarındaki eski taslağı bulup protokolü yeniden hazırlamış, dilekçeyi vermiş; duruşma on gün sonraya verilmiş. Bu arada annesinin oturduğu binada, üst kattaki boş daireye taşınmış. O on günde oğlunu birkaç kez görmüş. İçindeki en büyük korkuyu açıkça yazıyor: “En büyük korkularımdan biri de çocuğumun beni unutmasıydı.” Mahkeme günü sabah 11'e yaklaşık otuz çift çağrılmış, hâkim geç gelmiş. Çiftler içeri girip 3-4 dakikada çıkıyormuş; onların işi de öyle bitmiş, sorular “evet”lerle geçmiş. Etrafında rahatlayanları da ağlayanları da görmüş. Çıkışta eşine bakmadan arkadaşlarına sarılıp uzaklaşmış. Bir aydır boğazında bir yumruyla dolaştığını söylüyor. Yeni dairesi çok sıcak olduğu için klima almaya gitmiş. Mağazada ikinci bir iletişim numarası istendiğinde neredeyse eşinin numarasını verecekmiş. Yazısını tek cümleyle bitirmiş: “En iyi arkadaşımı kaybettim." #boşanma #boşanma_süreci #anlaşmalı_boşanma #avukatsız_boşanma