Babasının 35 yıllık ticareti ve kapıyı çalan haciz memurları
Babası 35 yıllık bir tüccarmış ve aile daha önce pek çok zorluğu atlatmış. Bu yüzden işler kötüye gittiğinde yazar başta hiç kaygılanmamış, korkmamış. Babası “basiretmiz bağlandı inancımızı kaybetmiyelim” dediğinde bile yine bu durumdan çıkacaklarını düşünmüş. Sonradan “keşke bu kadar basit olsaydı” diye yazmış. Durumun ciddiyetini haciz memurları ve avukatlar kapılarını aşındırmaya başlayınca anlamış. İlk darbe iş yerine gelmiş: bir ramazan günü, iftara sayılı dakikalar kala, babası ve çalışanlar iftar için evlerindeyken o iş yerindeymiş. Dosyalara titreyen ellerle imza atarken dışarıdan esnafın ve onlarca kişinin kendisini izlediğini hissetmiş. Ellerindeki her şeyi yok pahasına satmışlar, ama borçlar faizler yüzünden bir türlü azalmamış. Sonunda iş yerleri de ellerinden gitmiş. Ardından eve gelen hacizler başlamış. Telefonlar hiç susmamış; avukatlar, bankacılar aramış. Durumlarını dürüstçe anlatmaya çalışmış; kimi anlamış, kimi anlamak istememiş. “bir zaman sonra alışırsınız” diye yazmış, ama bu günlerin hele yirmili yaşların başındayken çok zor olduğunu eklemiş. En çok da insanların değişen bakışı koymuş. Arkadaş bildiği kişilerin onu potansiyel bir üçkâğıtçı gibi görüp kaçtığını anlatmış. Yolda denk geldiklerinin de sanki kendilerinden bir şey isteyecekmiş gibi dert yandığını söylemiş. Hafızasına kazınan, hiç unutamayacağı anlar yaşadıklarını yazmış.