← Tüm deneyimler

“Bırakır” denilen çocuğun yamaç paraşütüyle ilk tek başına uçuşu

Yamaç paraşütüyle ilk kez Fethiye'de, bir pilotun yanında uçtum. Babadağ'dan yaptığım o uçuşu, bu ülkede ölmeden önce yapılması gereken on şeyden biri sayarım. O dakikaları düşündüğümde aklıma gelen ilk cümle hep aynı: "hayatımın en güzel dakikalarıydı." Havadayken bütün hücrelerime kadar yenilendiğimi hissettim. O hissin peşine düşüp eğitime başladım. Ama ilk gün işler hiç planladığım gibi gitmedi. Tepeyi tanımak için pilotla birlikte uçarken iplerimiz düğümlendi ve kendimizi aşağıdaki ormanın içinde bulduk. O an elimden hiçbir şey gelmiyordu; kendimi çok çaresiz hissettim. Kulüpte herkes aynı şeyi söyledi: "bu çocuk ilk gününde kaza yaptı, bırakır." Oysa ben tam tersini yaşadım; o günden sonra bu sporu daha da çok sevdim. İki hafta teorik dersin ardından yer antrenmanları başladı. Rüzgârın neredeyse hiç olmadığı günlerde kanadı kendi gücümle başımın üstüne kaldırıp kontrol etmeyi öğrenmeye çalışıyordum. Bu inanılmaz zordu. Yaklaşık bir ay boyunca kaburgalarımdan kollarıma, bacaklarıma kadar her yerim sızladı. Bir gün hocam beni tepeye çağırdı, rüzgâra karşı yer antrenmanı yaptırdı. Beni beğenmiş olacak ki hiç beklemediğim bir anda "hadi bakalım uçuyoruz bugün" dedi. Planda böyle bir şey yoktu. Hazırlık yaparken kalbimin ağzımda attığını hissettim. Ne yapmam gerektiğini biliyordum ama ilk adımı bir türlü atamadım; algılarım kapanmıştı. Uzun cümleleri anlayacak hâlde değildim. Hocamın telsizden verdiği "koş", "sağa git", "fren" gibi kısa, keskin komutlarına tutundum. Rampadan koştum ve havalandım; antrenmanda çalıştığım her şeyi neredeyse bilinçsizce, içgüdüyle yaptım. Havada algım iyice daraldı. Kalp atışlarımı hissediyordum, renkler sanki bükülüyordu, gözüm iniş alanından başka bir şey görmüyordu. Korkudan oturmam gereken yere oturamadım; kanadın kumandalarına dala tutunmuş bir maymun gibi sıkı sıkı yapıştım. Sonra içimden bir şey yükseldi ve kendimi uzun uzun ulurken buldum. O an başardığımı anladım. Her şey o kadar gerçekti ki... İnişe yaklaşırken çalıştığım manevraları tek tek yaptım; önce yarım fren, yere birkaç metre kala tam fren. Yumuşacık indim, birkaç adım koşup hızımı sıfırladım. Ama ayakta duramadım, kendimi yere bıraktım. Hem güldüm hem ağladım; kahkahalarım bir türlü durmadı. Bu, hayatımda yaşadığım en gerçek mutluluklardan biriydi. Arkadaşlarım gelip beni yerden kaldırdı. Her birine tek tek sarıldım, bir yandan da az önce ne yaptığıma inanamayıp bağırıyordum. Hâlime bakıp hep birlikte güldük. Bunları yazdığım günlerde ay sonunda yeniden Babadağ'a gitmeye hazırlanıyorum. Bir yıl sonra, her şeyin başladığı o dağdan bu kez kendi başıma uçup bu günü kutlamayı hayal ediyorum. Ne olursa olsun tarihe bir not düşmek istiyorum: Çok mutluydum.

Kaynak: https://eksisozluk.com/entry/68329380