Çocukken oyunda tanıdığı efsane piste 12 yıl sonra kendisi çıkmış
2005 yılıydı, 12 yaşındaydım. Antalya'daki evimizde, hayatımda oynadığım ilk yarış simülasyonunda Almanya'daki efsanevi Nordschleife pistiyle tanıştım. Keskin virajları ve dar kaçış alanlarıyla beni çok zorladı. Turu 9 dakikanın altında bitirmeye çalışıyor, olmadıkça hevesim kırılıyor ama yine bırakmıyordum. "Seni yeneceğim Nürburgring" diye diye oynamaya devam ettim ve sonunda on ikinci turda hedefi tutturdum. O andan sonra pistin adeta bağımlısı oldum. Kendime bir söz verdim: bir gün oraya gidip 9 dakikanın altında tur atacaktım. 2017'de 24 yaşındaydım ve Belçika'da yaşıyordum. Gezmeyi seven biri olarak o çocukluk sözünün peşine düştüm. Yorganımı, yiyeceğimi, biletlerimi hazırladım; kocaman bir çantayla kapıdan çıkarken sırıtıyordum. Otobüs yarım saat gecikti, biraz tedirgin oldum ama yine de mutluydum. Köln'e vardığımda geceyi geçirmek için bir park buldum, yere yatağımı serdim. Salamlı ekmekle karnımı doyurup uyudum. Sabah beşe doğru soğuktan uyandım ve yürümeye başladım. Asıl sürpriz araba kiralarken geldi. İnternetten önceden araba ayırtmıştım ama yanımda kredi kartı olmadığı için aracı vermediler. Biraz söylendikten sonra başka yollar aramaya başladım. Bir uygulamada ilanlara baktım, kimse dönmedi. Sonunda pistin en yakınındaki kasabaya giden trenlere yöneldim. Yolda sürpriz bir çiğköfteci bile keşfettim. Trende bir aptallık yapıp yanlış durakta indim. Ama orada yıkılmış eski bir demiryolu köprüsüyle karşılaştım ve sonradan düşündüğümde bunun hayatımdaki en güzel aptallık olduğunu anladım. Son trenle yola devam ettim, kasabanın otobüsünü koşarak yakaladım. İlk Nürburgring tabelasını orada gördüm ve heyecanlandım. Kasabaya girince havanın değiştiğini hissettim; her yer yarış heyecanıyla doluydu, içim kıpır kıpır olmaya başladı. Yarı yola kadar bir kuryenin arabasına otostopla bindim. Akşam sekiz civarı pistin düzlüğünü gördüm. Kamp alanı çöp doluydu ama bomboştu; meğer bir etkinlik güvenlik kaygısıyla iptal edilmişti. Boş bir çadır bulup yerleştim, mangal yakıp dinlendim. Ertesi gün kahvaltımı yapıp pistin yolunu tuttum. Ve sonunda onu gördüm: işte çocukluk hayalim karşımdaydı... Gittiğim yerin kiralama noktası olmadığını orada öğrendim; ama bu beni üzmedi. Hatıra olarak kendime bir kupa aldım ve "boşuna gelmedim" dedim. Öğleden sonra kiralama yerine vardım. 220 beygirlik bir hot hatch seçtim. Kredi kartım olmadığı için arabayı tek başıma alamadım; yanımda bir pist asistanıyla direksiyona geçtim. Turumu attım. Ama telefonu bağlarken yanlışlıkla kapatma tuşuna basmışım ve sürüşün kaydı hiç alınamadı. Elimde arabada çektiğim kısa bir video kaldı, o kadar. Buna çok üzüldüm. Arabayı teslim ettim, biraz daha dolaştım. Dönüş otobüsüm sabah beşte kalkacağı için geceyi bir konteynerde uyuyarak geçirdim. Sabah yola çıktım ve eve, efsane anılarla, çocukluk hayalimi gerçekleştirmenin mutluluğuyla döndüm. Bu yolculuk hayatımdaki en güzel tecrübelerden biri oldu. Bütün aksiliklere rağmen vardığım sonuç basit: kesinlikle değdi tabii ki de. Yine de bir şeyler içimde kaldı. Açıkçası o piste bir kez daha gideceğim.