Çocukken uçaklara bakan çocuk, yıllar sonra 12 bin feet'te kapının eşiğinde
Çocukken ailemle Kuşadası'na tatile giderken yolumuz hep Selçuk'taki havalimanının yanından geçerdi. Her seferinde içeri girmek, uçaklara yakından bakmak isterdim. Yıllar sonra, hayatım boyunca denemek istediğim şeylerin en başında duran skydive için yine o havalimanının yolunu tuttum. Meğer o gün, bu günmüş. Ama gökyüzü kolay izin vermedi. Bir süredir atlamak için uğraşıyordum; hava şartları yüzünden etkinlik defalarca ertelendi. Sonunda uygun havayı yakaladık. Uygun tarihi belirledikten sonra atlayış günü İstanbul'dan Selçuk'a gittim. Önce gerekli formları doldurduk, ardından yaklaşık on beş dakikalık bir brifinge katıldık. Hocaların en çok üzerinde durduğu şey atlayıştan keyif almamızdı. Atlayış anında, havada ve inişte hep onların yönlendirmesiyle hareket ettiğim için bana neredeyse hiçbir sorumluluk düşmüyordu; bana sadece anın tadını çıkarmak kalıyordu. Sonra bekleyiş başladı. Sabah kahvaltı yapmıştım ama atlayışım akşama kaldı ve biraz aç kaldım; bu da havada bana biraz sorun çıkardı. Uçak yaklaşık dört bin metreye, yani on iki bin feet'e tırmandı ve kapı açıldı. Atlayış sırasına göre kapıya doğru ilerledik. Kapıdan aşağı baktığım o an, hayatımdaki en heyecanlı anlardan birini yaşadım. Bu satırları yazarken bile o heyecanı yeniden hissediyorum. Önce kameramanımız uçaktan dışarı çıktı. Ardından hocamla birlikte hazırlığımızı yapıp kapıya geldik. Kapıda yedi sekiz saniye durduk ve kendimizi aşağı bıraktık. Sonra yaklaşık 45 saniyelik serbest düşüş geldi. Saatte 250 kilometreye yaklaşan bir hız... Bu, gerçekten bütün ayrıntılarıyla insanın günlük rutinlerine aykırı bir his. Paraşüt açılınca her şey yavaşladı, manzara önüme serildi ve keyfini çıkarmaya başladım. Yere inmemiz on beş yirmi dakika kadar sürdü. Hatta bir ara, çok kısa bir süreliğine de olsa paraşütü kendim kullandım. İnişle birlikte yıllardır aklımda dolaşan bir istek de yerini buldu. Bu deneyimin baştan sona her anı hem inanılmazdı hem de paha biçilmezdi. Bana göre skydive, insanın hayatı boyunca yaşayabileceği en yüksek adrenalinli deneyimlerden biri. Her yönüyle güvenli olduğunu da söylemeliyim. Gideceklere iki küçük not bırakmak isterim: Bu iş için en az yedi sekiz saat ayırın, planlar sık değişebiliyor. Bir de atlayıştan en az iki saat önce yağlı olmayan bir şeyler yiyin; tok atlamak gerçekten önemli. Ve şimdiden keyifli atlayışlar!