← Tüm deneyimler

Hava akımıyla kavgayı bırakıp gökyüzüyle ilk kez uyum yakaladığı an

2019

Skydive bir süredir aklımdaydı, uzun zamandır hayalini kuruyordum. Ama ancak 2019'da hem zaman hem de para bulabildim. Yalnızca bir kez atlamakla yetinmek istemedim; tek başıma atlamayı öğrenmek istiyordum. Bir arkadaşımla araştırdık ve AFF eğitimi için Rusya'ya, Moskova yakınlarındaki bir atlama alanına gittim. Önce yer eğitimi geldi. Bir yanı fizikseldi: vücut pozisyonları, paraşütü açma hareketleri, acil durum prosedürleri, iniş. Bir yanı teorikti: ekipman, irtifa kuralları, acil durumlar. Paraşüt katlamayı öğrenmek bence işin en zor kısmıydı ama aynı zamanda beni en çok hayran bırakan şeydi; sistemin o basitliğine ve akılcılığına bayıldım. Ekipmanı tanımak ve atlayış heyecanını tatmak için önce bir tandem atlayış yaptım. Ardından eğitmenler eşliğinde aşama aşama ilerleyen AFF atlayışları başladı. Her atlayış kameraya çekiliyordu; yere inince birlikte izliyor, hatalarımı konuşuyor, sonra da kayıt defterime işliyorduk. Tempo çok ağırdı. Sabah erkenden kalkıyor, ekipmanla hazır oluyor, doktor kontrolüne giriyor, sınavlara ve derslere koşuyordum. Ortalama altı saatlik uykuyla günlere zor dayanıyordum. Gitmeden önce harika bir fikir gibi görünen bu iş, yer eğitimi ve ilk iki atlayıştan sonra gözümde ciddi ciddi "böyle hobi olmaz olsun" noktasına doğru kaydı. Yine de uçağa her binişimde aynı heyecan sarıyordu beni: içerideki bekleyiş, şakalaşmalar, motor sesi, yakıt kokusu ve altimetre yükseldikçe içimde büyüyen o gerginlik. Atlamadan önce birbirimize yumruk tokuşturuyorduk. Kapı açıldığında iç sesin ve korkunun devreye girdiğini, o an düşünmeden hareketlere odaklanmak gerektiğini öğrendim. Dönüm noktası dördüncü atlayışta geldi. Serbest düşüş sırasında kendimi kasmayı bıraktım ve müthiş rahat hissettiğim bir an yaşadım. Yüzüme çarpan hava akımıyla kavga etmeyi bıraktığımda kendimi onunla uyum içinde buldum. O hissi en iyi bisiklete binmeyi ya da yüzmeyi öğrendiğini anladığın ana benzetebilirim. O an huzurlu, güvende ve mutlu hissettim. Hareketleri artık ezberden değil, içgüdülerimle yaptığımı fark ettim. O andan sonra her şeyden çok daha fazla keyif almaya başladım. Bütün bedenimi süpüren rüzgârı hissetmek, doğru pozisyonla düşüşü kontrol edebilmek bambaşka bir duyguydu. Paraşütü açma anı ise benim için hep en heyecanlı, en stresli ve en özel kısım oldu. Kanopi açılana kadar içimde bir "geç kalacağım" telaşı oluyordu. Başımın üstünde temiz açılmış kanopiyi görünce müthiş bir ferahlama hissediyordum. Bunları yazdığım sırada biri tandem olmak üzere on atlayışım vardı. Uçağa binmek, kapının açılması, kanopinin açılışı, iniş... Hepsi zamanla zehir gibi yavaş yavaş damarlarıma işledi ve bana delice bir keyif vermeye başladı.

Kaynak: https://eksisozluk.com/entry/93627897