← Tüm deneyimler

İlk raftingde gelen soğuk, titreme ve karadan biten parkur

Hayatımdaki ilk raftingi Antalya'daki Köprülü Kanyon'da yaptım. O günü anlatırken lafı hiç dolandırmıyorum: rafting benim için "%49 pişman olduğum spordur". Bu pişmanlığın sebebi de adrenalinden çok o günün soğuğu. Şunu baştan söyleyeyim: ben klimadan bile üşüyen biriyim. O gün de hava parçalı bulutluydu. Bulut güneşin önüne geçtikçe su biraz daha soğuyor, ben de onunla birlikte biraz daha üşüyordum. Üstelik nehir suyu tuzlu olmadığı için tende çabucak kurumuyordu. Kürek çekerken üstümde kalan su buharlaştıkça serinlik bir türlü geçmiyordu; ıslaklık hep üzerimdeydi. En kötüsü de botun içindeki o eğlenceydi. Ortam neşeliydi; ekiptekiler eğlence adına küreklerle birbirine durmadan su sıçratıyordu. Her sıçramada biraz daha üşüdüğümü hissediyordum. Kelimenin tam anlamıyla donuyordum. Çocukken denizden çıktığımda dudaklarım morarırdı. Bedenim soğuğa hep biraz hassastı ve bu kez dayanamadı. Bir noktadan sonra iş eğlence olmaktan çıktı; az daha hipotermi oluyordum. O anı bugün bile canlı hatırlıyorum: yaprak gibi durduramadığım bir titreme ve ağlama nöbeti geçirdim. Bot nehirde ilerlerken ben kendi bedenimi kontrol edemediğim bir çaresizlikle baş başa kaldım. "Orada ne işin vardı?" diye soranlar olacaktır. Durumumu yanımdakilere anlattım ama ikna olmadılar, ben de bir şey yapamadım. Sonunda parkurun son 5 kilometresini botta değil, bir motosikletin arkasında karadan tamamladım. Yani ilk raftingim nehrin sonunu görmeden bitti. Kendi hâlimle dalga geçmekten de geri durmuyorum; biraz daha kalsam rafting buzdan heykelimi dikebilirdi. Bugün o güne mizahla baksam da vardığım sonuç net: benim gibi soğuğa dayanıksız biri için bu macera pek uygun değil. Üşüme sorunu olanlara söyleyeceğim şey de bu: girmeyin. Rafting benim hafızamda coşkudan çok, titreyerek geçen bir gün olarak kaldı.

Kaynak: https://eksisozluk.com/rafting--34295?p=7