Ortaokuldan beri istediği burun: zor ilk günlerin ardından gelen "iyi ki"
Burnumu ortaokuldan beri yaptırmak istiyordum. Bunu bir heves gibi anlatmak istemem; benim için yıllardır içimde taşıdığım bir rahatsızlıktı, bir tür saplantıydı. Dönüp baktığımda "yıllarım burnumu düşünerek geçmiş" diyebiliyorum. Kararımı verdiğimde çevremden gelen klişe cümlelerden gerçekten bıkmıştım. "İlle de olma" diyenler, "herkese benzeyeceksin, kendine has özelliğini kaybedeceksin" diye uyaranlar… Açıkçası o özelliği kaybetmek umurumda değildi. "Sen zaten güzelsin" diyenlere de içimden hep aynı cevabı veriyordum: Burnum güzel değilse ben de kendimi güzel bulmuyordum. İnsanlardan tek istediğim lafı dolandırmadan, açık konuşmalarıydı. Bana dürüst davranan bir tek dostum vardı, onu bu sözlerden ayrı tutuyorum. İlk haftanın sıkıcı ve zor geçeceğini biliyordum, ama buna değeceğine inanıyordum. Ameliyat günü yaklaştıkça içimde korkudan çok heyecan vardı. O günlerde kendi kendime "sanırım hayallerim gerçek oluyor" diye tekrarlayıp duruyordum. İlk gün beklediğimden çok rahat geçti. Narkozdan sonra kendimi iyi hissettim, hiç ağrım sızım yoktu. Burnumdaki tamponlar sayesinde rahat nefes alabiliyordum, morluk da çok azdı. Burnum alçıda olduğu için şekli hakkında hiçbir fikrim yoktu ama o an bunu dert etmiyordum bile. Asıl zorluk ikinci gece başladı. Gözlerim kapanıyormuş gibi kısıldı, sağ gözümdeki morluk yayıldı, alnım şişti. Burnumdan hiç nefes alamıyordum; ağzımdan nefes almaya çalıştıkça göğsüm ağrıyordu. Aynaya baktığımda karşımda kendime hiç benzemeyen, yabancı birini gördüm. O gece çok pişman oldum. Keşke kelimesinin ne demek olduğunu hayatımda en çok o gece anladım. Üçüncü gün de pek bir şey değişmedi. Şişlik ve morluk artmıyordu ama yerinden de kıpırdamıyordu. Burnum arada bir açılıyor, çoğu zaman tıkalı duruyordu. Moralim yerlerdeydi; o gün kendime "moralim sıfırın altında on" diye yazdım. Dördüncü günden itibaren gözlerimdeki şişlik inmeye başladı. Şişliği azaltan bir jelden ancak o zaman haberim oldu; ameliyattan önce kullansaydım şişliğin daha az olacağını öğrenince biraz söylendim. Ama artık aklım tamponlardaydı; yakında çıkacakları için seviniyordum. Beşinci gün tamponlar ve alçı alındı. O anki sevincimi anlatmaya kelimeler yetmez: nefes, oksijen, hava! Ciğerlerime yeniden hava dolduğunu hissetmek bambaşka bir rahatlamaydı. Burnum hâlâ şiş ve büyük görünüyordu, şekli de belli değildi. Doktorum ona güvenmemi söyledi, ben de güvenmeye karar verdim. Yine de o gün içimden "hayatta bir daha ameliyat olmam" diye geçirdim. Onuncu gün dikişler ve bantlar alındı. Burnum o kadar şişti ki kendimi o meşhur oyundaki yeşil domuzlara benzettim; güldüğümde benzerlik daha da artıyordu. Ama artık kendi halime gülebiliyordum. Pişman değildim, sonucun güzel olacağına inanıyordum. Burnun tam oturmasının altı ay ile bir yılı bulabileceğini öğrendim. O dönemde beni en çok sıkan şey, bir ay boyunca sigara ve alkolün yasak olmasıydı. Aradan zaman geçtikten sonra yazdıklarıma bir not ekledim. En zor kısım dört beş gün sürdü, gerisi katlanılabilirdi. Keşke daha önce yaptırsaymışım diyorum. Bu yola girecek olanlara söyleyeceğim şey şu: Size güven veren iyi bir doktor bulun, gözü kapalı para harcamayın ki sonra düzeltmeye para dökmek zorunda kalmayın. Yıllarca kafamı kurcalayan meseleye dair son sözüm kısa: Çok memnunum, iyi ki yaptırmışım.