← Tüm deneyimler

Soğuk su katmanında kaskatı kesilmiş, sonra suyun altında eşsiz bir sakinlik bulmuş

Serbest dalışla önceleri tanışıklığım, tatilde şnorkelle yüzerken ara ara üç beş metreye inmekten ya da suya düşen bir şeyi çıkarmaya çalışmaktan ibaretti. Asıl tanışmam katıldığım bir dalış eğitimi sürecinde oldu. Serbest dalışın tarihini, farklı disiplinlerini, tekniklerini orada öğrendim. Tüplü dalışı hep sevdim ama onca ekipmanın içinde etrafı izlerken cam bir fanusta gibiydim hep. Su altının bir parçası olduğumu ancak nefesimi tutarak daldığımda hissettim. Bu yüzden yazın Gökçeada'ya yaptığımız serbest dalış gezisi, yaz boyunca beni en çok heyecanlandıran plan oldu. İlk dalış gününün sonunda arkadaşlarımla 12–13 metrelere çok keyifli dalışlar yaptık ve günü birlikte bitirdik. Koca bir yıl serbest dalışa veda edeceğimi bildiğim için son günün daha derin bir yerde geçmesini çok istiyordum. Benim için gezinin en güzel günü olan o son gün açıkçası tedirgin başladı. Bölgeye varır varmaz hazırlanıp suya girdim. Kıyı sığdı, bir süre yürümek gerekiyordu; bir an önce dalmak için hızlı hızlı yürüyordum. Derken bir deniz kestanesi patiğimin sert tabanını delip ayağıma battı. Arkadaşlarım keyifle yola devam ederken ben geri dönüp dikenleri ayıklatmak zorunda kaldım. Arkadaşlarım bir saate yakın cımbızla uğraştı. Hevesim kursağımda kaldı. Dikenler bitince patiklerimi giydim, ağırlığımı kuşandım ve bu kez çok daha dikkatli yürüyerek dalış yerine gittim. Vardığımda en sevdiğim dalış arkadaşım sırtını kayalara sürtüp yaralanmış, dönüşe geçmişti. Gitmeden beni bir tur izlemesini istedim; canı yansa da hayır demedi. Dalmadan önce beni dokuz metrede başlayan soğuk su katmanı, yani termoklin konusunda uyardı. Ben de açıkçası mızmızlandığını düşündüm. Ama dokuz metreyi geçince aniden kaskatı kesildim ve hızla yukarı çıktım. Onu uğurlarken moralim çok bozuktu. Hem çok sevdiğim dalış arkadaşımla birlikte dalamayacaktım, hem de o soğuk varken on beş metrelere inmek imkânsız görünüyordu. Yine de vazgeçmedim. Diğer arkadaşlarımın yanına yüzüp dalışlara başladım. Önce on metreye inip kendimi soğuğa alıştırmaya çalıştım. Dokuz metreden sonra düşünebildiğim tek şey hâlâ soğuktu, ama odaklandıkça suda daha uzun kalabiliyordum. Bir sorun daha vardı: soğuktan o kadar kasılıyordum ki kulak açmak için diyaframımı bile sıkamıyordum. Son dalışımda dibe yaklaşırken artık kulaklarımı açamadığımı fark ettim, son birkaç metreyi öyle indim. O dalışı hâlâ ara ara düşünürüm. Suyun altında belki bir dakikadan fazla kaldım. Normalde 30-40 saniyede çırpınarak çıkan biri için bu inanılmaz bir süreydi. Üstelik çıkışta bile hiç nefessizlik hissetmedim. Galiba dalıcı memeli refleksini termoklin sayesinde ilk kez tam olarak yaşadım. Suyun altında kendimi çok rahatlamış ve sakin hissediyordum. O günden bu yana aylar geçti, benzer bir hissi başka hiçbir şeyde yaşayamadım. Gerçekten eşsiz bir duygu bence. Bir sonraki serbest dalış gezisini bu kadar heyecanla beklememin sebebi de sanırım bu. Umarım bunu okurken siz de benim yaşadığım hisleri az çok hissedersiniz.

Kaynak: https://derin.bogazici.edu.tr/sites/derin.bogazici.edu.tr/files/2026-07/%C3%96ZLENEN%20B%C4%B0R%20GEZ%C4%B0_%20G%C3%96K%C3%87EADA%20SD.pdf