← Tüm deneyimler

Tahtalı'da 113 kilometre: bırakmayı düşündüğü an ve unutamadığı finiş

2022

Tahtalı Dağı çevresindeki 113 kilometrelik, 5450 metre tırmanışlı dağ yarışı, o güne kadar koştuğum her şeyin çok ötesindeydi. Daha önce en fazla 60 küsur kilometre koşmuştum. Hazırlığı bir arkadaşımla yaptık; beni hep o yüreklendirdi. Yarışa onunla koşacak olmanın rahatlığıyla girdim; içimde hem heyecan hem de garip bir sakinlik vardı. Mayıs 2022'de gece yarısı Kemer'den çıktık. İlk kilometrelerde hızlı başladık, pek çok koşucuyu geride bıraktık. Bu yıl eklenen yeni bir tırmanışın ardından çok dik bir iniş geldi. Asıl büyük tırmanış daha önümüzdeyken orada enerji harcamak beni sinirlendirdi; açıkçası biraz söylenmedim de değil. İlk kırılma ormanın içinde, 30'lu kilometrelerde geldi. Hava buz gibiydi. Kontrol noktasında yediğim tatlıların üstüne limonlu su içmiştim; zaten hassas olan midem soğukla birleşince altüst oldu. İki kilometre kadar defalarca kustum, öyle halsizdim ki neredeyse araç çağırıp yarışı bıraktığımı söyleyecektim. Şafak sökünce bir çubuk kraker yiyip midemi biraz yatıştırabildim. Bugün dönüp baktığımda şunu net söyleyebiliyorum: "Bu kısım dışında bırakmayı aklımın ucuna bile getirmedim." 39. kilometrede birlikte koştuğum arkadaşım yarışı bırakmak zorunda kaldı. Yola tek başıma devam ettim. Bir sonraki kontrol noktasında yedek kıyafetlerimin geride kaldığını öğrendim; arkadaşımın bıraktığı tişört, çorap ve rüzgârlıkla idare ettim. Zirveye giden yol yarışın en dik bölümüydü; yaklaşık dokuz kilometrede 1800 metre tırmandım. Zihnimi sınayan bir yerdi, etrafta sopalarına çökmüş, hayatı sorgulayan insanlar görüyordum. Ama tuhaf biçimde en keyif aldığım anlar da oradaydı. Zirveye öğleden sonra vardım; tepe hâlâ karlıydı, rüzgâr sertti ve tir tir titriyordum. Acil durum battaniyesine sarınınca titremem geçti. Orada önlerde olduğumu, arkamdakiyle aramda yaklaşık bir saat fark bulunduğunu öğrendim ve hemen yeni bir strateji belirledim: koşabildiğim her yerde koşacaktım. Ardından gelen iniş, zirveden finişe kadar en zevk aldığım kısım oldu. Sonra işler zorlaştı. 77 ile 84. kilometreler arasında doğru dürüst bir patika yoktu, çok dik ve kayan bir yamacı geçtim; o kısım öyle can sıkıcıydı ki enerjimin büyük bölümünü orada bıraktım. Başta fazla içtiğim için suyum bitti. Bir çeşmeye rastladığımda çölde suya kavuşan biri gibi sevindim. Akşama doğru yanımda bir organizasyon aracı durdu; bagajına oturup kontrol noktasına kadar gitme fikri aklımdan geçti ama diskalifiye olacağımı bildiğim için yalnızca bir gazozla bir muz alıp yürüdüm. Asıl zorluk hava kararınca başladı. Yanımda gürül gürül bir dere akıyordu, telefonum çekmiyordu, kafa lambamla yalnızca yansıtıcı işaretleri takip ediyordum. Sel yüzünden patikanın bir lastik genişliğine indiği ya da tamamen kaybolduğu yerlerden geçtim. En ufak dikkatsizlikte dere yatağına düşeceğimden emindim, her adımı korkuyla attım. "Bu korkuyla halüsinasyonlar görmeye başladım": kayaları hayvan, çalıları insan sanıyordum. Ayak parmaklarımı taşlara vura vura ilerliyor, kafa lambam sönmesin diye dua ediyordum. Yaklaşık üç saat böyle geçti; aklımdaki tek şey finişe sağ salim varabilmekti. Ana yola çıkıp bir araba gördüğümde kuş gibi hafifledim. Son kontrol noktasında kalan kilometrelerin çoğunun asfalt değil yine patika olduğunu öğrenince önce öfkelendim; içimden "Bunu mu istiyorsunuz?" diye geçti. Sonra o öfke hırsa dönüştü ve kendime söz verdim: "Ayaklarım kopsa da sürünerek bitireceğim." Yokuşları bile koştum, son kilometreleri yürüyerek ve koşarak tamamladım. Finişte kız arkadaşımı ve ekip arkadaşlarımı görünce yaşadığım her zorluğa değdiğini hissettim. Gurur, mutluluk, heyecan, uykusuzluk ve yorgunluk içimde birbirine karıştı. Pek çok kişinin kendilerine ilham olduğumu, beni tanıdıkları için gurur duyduklarını söylemesi beni ayrıca etkiledi. Bu yaşadığımı hayatım boyunca unutmayacağım.

Kaynak: https://medium.com/@yildizerkan/tahtal%C4%B1-ultra-sky-yar%C4%B1%C5%9F-raporu-8a74c41b4583