Üç krizde üç kez battılar: “dört duvar ve biz..”
Babasıyla birlikte yürüttükleri aile işinde tam üç kez iflas yaşamış. İflası anlatmaya “her seferinde daha da güçlendirir” diyerek başlamış, ama bu sözün bedelini de saklamamış. Her iflas bir krizle gelmiş: önce 1991 Körfez Savaşı krizi, sonra 1999 Marmara depremi, en son da 2001 krizi. Şirketi kapatıp eve dönüp hayata kaldığı yerden devam etmek gibi bir kolaylıkları olmamış; “dibe kadar battık.” diye yazmış. Haciz gününü hiç unutmamış. Yaklaşık on sekiz yıl önce babasıyla arabayla giderken trafikte durdurulmuşlar. Özel eşyalarını almaları, aracın haciz nedeniyle alınacağı söylenmiş. Arabadan inip anahtarı teslim etmişler ve hayata devam etmişler. Ardından icralar, avukatlar, hacizler gelmiş. Evde televizyon da buzdolabı da kalmamış, perde bile kalmamış. O dönemi “dört duvar ve biz..” diye özetlemiş. Hatırladıkça içini burkan pek çok ayrıntı olduğunu, okuyanlar üzülmesin diye onları yazmadığını da eklemiş. Yaşadıklarının zor, hatta çok zor olduğunu kabul etmiş: “bedeli ömürle ödendi belki ama geçti.” Yazısının sonunda işleri bozulan kardeşlerine seslenmiş; karamsar olmamalarını, pozitif kalıp çalışmalarını ve kendilerine güvenmelerini öğütlemiş.