Yirmi beş yıl saklanan göğüs ve ilk tişörtle aynaya bakmanın rahatlığı
Ergenlikte başlayan jinekomasti, yani erkekte göğüste meme ve yağ dokusu birikmesi, hayatımda yaklaşık yirmi beş yıl sürdü. Lise yıllarında okul kıyafeti göğsümü belli ediyordu. Bu yüzden ilkbaharda bile üstüme kazak ya da ceket giyerdim. Yazın plajda tişörtümü çıkaramamak en ağır şeylerden biriydi. Bir de alışveriş merkezlerinde beyaz, sade bir tişört deneyip aynaya baktığım anlar vardı. O aynalarda gördüğüm görüntüden nefret ediyordum; kendimden nefret ediyordum. Yıllarca spor yaptım, omuz ve kol çalıştım. Ama göğsüme her baktığımda içimden derin bir iç çekiyordum. Emek veriyordum ama aynadaki görüntü değişmiyordu. Yolda yürürken bir kızla karşılaştığım an rüzgâr tişörtümü göğsüme yapıştırırsa özgüvenim bir anda yerle bir olurdu. Bir de kimsenin fark etmediğini sandığım bir alışkanlığım vardı: sırf o sarkıklık belli olmasın diye gereğinden dik yürürdüm. Sonunda ameliyat olmaya karar verdim. Ama en zor kısım çevremi ikna etmek oldu. Babam ve birkaç aile dostu bunun sporla geçeceğini düşünüyordu, "spor yapsan geçer" deyip duruyorlardı. Onları ikna etmem epey zor oldu. Ameliyat sonrası kolay geçmedi. Yaklaşık dört gün drenlerle dolaştım. Dikişlerin alınması ve drenlerin çekilmesi sancılıydı. Ardından beş hafta kadar dar bir korse taktım. Yine de bunların hiçbiri, yıllarca yaz aylarında yaşadığım utancın, baharda kazak içinde saklanmanın yanında o kadar ağır değildi. Asıl dönüm noktası drenler çıktıktan sonra geldi. Üstüme ilk tişörtü geçirip yana dönerek aynaya baktım. Karşımda dümdüz bir göğüs vardı. Dümdüz bir göğsün insana verdiği his, bütün o zahmete kesinlikle değiyor. Başta karşı çıkan babam ve aile dostlarımız da sonunda fikrini değiştirdi, "iyi ettin" dediler. Bu bana evde kedi beslemeye karşı çıkıp sonra kediye en çok onlar bağlanan anne babaları hatırlatıyor. Benim vardığım sonuç belli: yıllarca taşıdığım yükün yanında ameliyatın zorluğu küçük kaldı. Bana kalırsa ameliyatın kendisi oldukça basit. Aynı dertle yaşayanlara söylemek istediğim şey şu: yol yakınken dönün, ne kadar erken olursa o kadar iyi.