İşe döndüğü sabah servisi beklerken bile telefondan ikizlerini izlemiş
İkiz bebekleri dünyaya gelmeden 15 gün önce doğum iznine ayrılan bu anne, yaklaşık yedi ay sonra işe dönüşünü kendi hikâyesinden yola çıkarak anlatmış. Bebekler altı buçuk aylık olana kadar her an birlikteymişler ve o ayların tadını olabildiğince çıkardığını söylemiş. Ama ayrılık tarihi yaklaştıkça son ayda zaman zaman aşırı duygusallaşmış, zaman zaman öfke nöbetleri yaşamış. Kafasındaki soru hep aynıymış: "Nasıl olacaktı da çocuklardan ayrılacaktım?" Ayrılığa biraz alışabilmek için iznin son haftasında evden çıkıp çevrede vakit geçirmeyi denemiş; ilk gün her yarım saatte bir eve geri dönmüş, sonraki günlerde bu süreyi yavaş yavaş uzatmış. İşe başladığı pazartesi sabahı birkaç damla gözyaşıyla evden çıkmış. Annesi ve bakıcı, gözünün arkada kalmamasını, kameradan çocukları görebileceğini, akşam zaten döneceğini söyleyerek onu teselli etmişler. Servisi beklerken telefonundan kamerayı açıp çocukları izlemeye başlamış bile. Üçüncü gün vedalaşırken bebeklerden biri başını çevirip bir daha ona bakmamış, sanki küsmüş gibi. Bebeğin mi bir şey hissettiğini yoksa kendisinin mi öyle yorumladığını bilememiş ama o sabah ayrılık ona çok daha zor gelmiş. Asıl şaşırtıcı olan işin kendisi olmuş. Çocuklardan ayrılmak çok zor gelse de işe başlamak tahmin ettiği kadar zor olmamış; sanki yedi ay değil de iki günlük bir aradan dönmüş gibi hissetmiş, her şey ve herkes bıraktığı gibiymiş. Daha önce "merak etme, iyi gelecek çalışmak" diyenlere anlam veremezken, işe başlayınca hazır olduğunu görmüş; "işi de özlemiş olduğumu fark ettim" diye anlatmış. Öte yandan mesai saatlerinin ne kadar uzun olduğunu da ilk kez bu kadar net görmüş ve yeni annelere en azından bir süre esnek çalışma imkânı tanınması gerektiğini düşünmüş. Yasal izin saatlerini haftada tek bir güne toplayarak çocuklarla daha fazla vakit geçirmenin yolunu bulmuş. Evdeki kamerayla gün içinde onları görebilmek de ona iyi geliyormuş; her şeyin yolunda olduğunu gördükçe bir nebze rahatlıyormuş.